Orta Asya Uygur Sanatında ‘Alp’ Konusu

Orta Asya Uygur Sanatında ‘Alp’ Konusu

Orta Asya Uygur sanatında da alp mabutlar, Türklerden önceki geleneğe göre kadim kıyafetlerde gösterilir. Bu kadim kıyafetler ve Türklerin onlara getirdiği yenilikler bahsinde açıkça belirtildi.     Kuşan devri Gandhara sanaunda ve Türklerden önceki Türkistan eserlerinde Buda’nın muhafızı, elinde şimşek simgesi vacra (Uygur Türkçesi vızır) ve değneğe bağlı bir at kuyruğu tutan Vacrapan’dır. Vacrapan, Gandhara sanaunda bir Yunan tanrısı şeklinde gösterilir. Buda’nın Ananda adlı müridini. temsil etmektedir. Türklerden önceki Türkistan sanatında Vacrapan ince yapılı, genç bir alptır. Uygur devrinin başından beri ve harta belki Batı Türkleri zamanında Türklerin Vacrapan dediği muhafız alp, Kuzey Asya ruh heykellerinden esinlenmiş bir tarzda tasvir edilmeye başlandı. Türk sanatıyla pek ilgilenmeyen Hacki dahi Uygur, Turfan devrinin bu Vacrapan tasvirinin özelliğini ve kuvvet ve dehşet simgesi olan ifadesini kaydetmişti.   Şekil bakmundan Türk “ruh heykelleri” ile Uygur devri Türkistan sanatının efsanevi alp tasvirleri arasında büyük yakınlık vardır. Aynı hiddetle buruşmuş veya dövmeli çehre, aym çauk kaşlar, toparlak gözler, her iki kategoride de göze çarpar. Uygur metinlerinde Vacrapan’ın temsil ettiği Ananda’dan “Şarduli Arslan  diye bahsedilmektedir. Böylece hem erken Uygur sanatında, hem Karluk duvar resimlerinde Vacrapan bazen aslan başıyla resmedilmiştir.

Uygur sanannda dev boyunda, gürbüz yapılı bir pehlivan şeklinde görünen ve hiddet halinde alevler saçan ve Vacrapan’a benzer bir öfkeli çehre alan Kupiri’nin  işareti, çatallı bir kargıya üç pars kuyruğunun bağlanmasından oluşmuş tuğdur.      Kupiri’nin askerleri, bazen yeh özellikleriyle gösterilir. Bu yek tarzında askerler, bir kısım Hindistandan alınma şekiller gibi, Hindistan kıyafetlerinde resmedilir.

Manici Uygur Alpları: Mani dininin asıl metinlerinin dili olan lrani bir lehçede olmakla beraber pek çok Türkçe kelin1eler içeren ve stilistik bakımdan Uygur harfleriyle Türkçe yazılı eserlerin eşi olan bir Manici kitap resminde, le Coq ve Prof. von Gabain’in fikrine göre, Mani dinine giren bir Uygur kağanı ile alpları tasvir edilmiştir   Manici resim sanatının da kendine mahsus bir geleneği vardı. Kutsal sayılan ve “idikut” adı verilen kağanı ve alplannı resmederken, Mani rahiplerine benzetilmek istenmiş olınası mümkündür. Nitekim bu resimde. de alplar Mani rahipleri tipindedir, yani büyük gözlü ve sakallıdır ve Türk tipinde değildir. Buna rağmen kağaıun ve alpların çehresinde bazı hususiyetler fark edilebilmektedir Kağanın halesi de güneşe benzetilmektedir. “Kün” ve “Ay” tanrıları, Uygur kağanlarma kut veren tabiat kuvvetleri arasında sayılırdı. Ay ve güneş tapınunı Mani dinine bağlayanlar vardır. Fakat Franke’nin ve Eberhard’ın araŞurmalarına göre, ay ve güneş tapum diğer gök tapımlarıyla birlikte Çin’e proto-Türk Chou’lar tarafından getirildi ve Hun kültürünün bariz bir özelliğiydi. Kuşan hükümdarlarının da simgeleri anısında ay ve güneş mevcuttu. Ay ve “Kün” tannlarının adı Orhun Yazıtlan’nda hep tekrarlanır. “Ay” piktogramı, Orhun harfleri arasındaki nadir piktogramlardan biridir. Türklerin ay ve gün tapımı, Mani dininden çok eski olan bu lç Asya geleneğine bağlı olsa gerek.61 Bu yolda bir ikonografik araştırma milli hilal ve yıldızımızın kökeni hakkında kıymetli neticeler verebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir